top of page

SAĞIR KÜLTÜRÜ

 İşaret Adı

​Sağır kültüründe; sağır bireylere doğdukları zaman yaşadıkları ülkedeki özel adlardan herhangi biri verilmektedir. Bu bireyler resmi işlemlerinde bu adı kullanmaktadır. Bu sadece bizim ülkemizde değil tüm dünyada bu şekildedir. Her sağır bireyin, belli bir işaretten oluşan işaret adı vardır. İşiten bireyler sağır toplumun içinde zaman geçirmeye başladıklarında kişisel veya fiziksel özelliklerine göre işaret adı verilmektedir.

 Elle Göstermek

Sağır kültüründe elle göstermek oldukça yaygın bir durumdur. İşiten bireyler için sohbet sırasında elle birini göstermek kaba bir hareket olarak algılanmasına karşın sağır bireyler, adıl kullanımında bu yönteme sık sık başvurmaktadır. Bu nedenle, sağır bir bireyin elle birini göstermesinin dil bilgisel bir işlevi bulunmaktadır. İşiten bireyler arasında toplumda elle göstermek görünüm kaba bir davranış olarak algılanmaktadır. Buna karşın sağır bireylerin dilbilgisel işlevi açısından elle göstermesi önemlidir. İşiten bireyler için kaba bir davranış olarak algılanmamalıdır. Bu durum sağır bireylerin kültürüdür.

Sağırlarda Selamlaşma

 Sağırların kültüründe, sağır bireyler karşılaştıkları zaman selamlaşma, tokalaşmanın aksine çoğunlukla birbirine sarılmak şeklinde gerçekleşir. Sağır kültüründe sağır kişiler birbirleriyle ilişkilerindeki yakınlıktan dolayı sohbetleri, daha samimi daha içten olduğundan günlük hayatları ve yaşadıkları her bir olay hakkında her bir detayı o anı yaşarcasına anlatırlar. Sohbetler daha çok açık ve doğrudan şekilde gerçekleşir. İşiten bireylerin yaşamında sık sık başvurduğu dolaylı anlatım ya da ima gibi unsurlar yer alırken sağır bireylerin iletişiminde dolaylı anlatım ya da ima gibi unsurlar yer almaz.

Sağırların İletişimi

​Sağır kişilerin çoğu işaret dili kullanarak birbirleri arasında iletişim kurmaktadır. Ebeveyni sağır olmayan, işitme engelliler okullarında öğrenim görmeyen veya kendi tercihinden dolayı konuşma dili ile iletişim kurmak isteyen çok az kişi, işaret dili yerine konuşma dilini günlük hayatta iletişim aracı olarak kullanmaktadır. Sağır kişiler, işaret dili bilmeyen işiten bireylerle iletişim kurmak istediklerinde, yazma ya da dudak okuma yönteminden birini seçmektedir. Yazma yöntemi hem çok yorucu hem de iletişim süresi açısından çok uzun olabilmektedir. Dudak okuma yöntemi ise birçok engeli barındırmakta ve sağır bireyler, konuşmaları en fazla %30-40’ını çözümleyebilmektedir. Çünkü birçok sözcüğün sesletiminde benzer dudak hareketleri bulunmakta ve bu durum, sağır bireylerin sözcüğü çözümlemesini zorlaştırmaktadır. Örneğin Türkçe’de bal ve mal sözcükleri benzer dudak hareketlerine sahip olduğu için dudak okuma ile saptanmaları çok zor olmaktadır.

Göz Teması

Etkili bir iletişimin devam etmesi için göz temasının sürdürülmesi çok önemlidir. İşaret dili sadece elle üretilen işaretlerin yanı sıra kaş, ağız, baş hareketleri gibi el dışı işaretleri de içermektedir. Bu nedenle, mesajın doğruluğu için iletişim sürecinde yüz hareketleri izlenmelidir. Sağır bireylerin birbirleri ile sohbetlerini incelediğinizde, her zaman birbirlerinin ellerinin aksine yüzlerine baktıklarını görebilirsiniz.

Görsel Gürültü

İşiten bireyler, kalabalığın yoğun veya sesin çok yüksek olduğu yerlerde fazla zaman geçirdiklerinde rahatsız olmaktadır. Sağır bireyler açısından ise görsel olarak rahatsızlık veren ve dikkatlerini çeken tüm uyaranlara görsel gürültü adı verilmektedir. Örneğin bozuk olduğu için yanıp sönen lamba sağır bireylerin dikkatlerini sürekli o yöne çekmekte ve günlük yaşamlarını olumsuz yönde etkilemektedir.

 Sağır Ebeveynlerin Çocukları

CODA , “Sağır Ebeveynlerin Çocukları” kelimesinin (Child Of Deaf Adult) kısaltması olup bir ya birden fazla sağır ebeveyn tarafından yetiştirilmiş, işiten kişilere verilen isimdir. Birçok KODA, hem işaret hem konuşma dilini erken yaştan beri edindikleri için iki dilli kişiler olarak adlandırılırlar.
Bununla birlikte, hem ebeveynleri sayesinde sağır kültürünün içinde hem de işiten toplum içinde bulundukları için iki toplumun da kültürüne sahip olmaktadırlar. Bu özellikleri, ebeveynleri ile işiten dünya arasındaki bir köprü görevi sağlamakta ve birçok KODA ailesinin tercümanlığını yaparak yetişmektedir. Birçok KODA bu durumu, mesleki açıdan da ilerleterek işaret dili tercümanlığına yönelmektedir.
​

Sağır ve İşitme Engeli Terimi

Sağır ve işitme engelli terimleri, işiten toplum tarafından birbirinin yerine sık sık kullanılmaktadır. İşitme engelli terimi, işitme kaybı olan kişilere verilen ad olmakla birlikte daha çok odyolojik bir temele dayanmaktadır. Örneğin, yaşlılık vb. nedenlerden dolayı tek kulağında çok hafif düzeyde işitme kaybı olsa bile bu birey, işitme engelli olarak adlandırılmaktadır. Bu nedenle, tamamen ve çok az işitme kaybı olan kişiler belirtilmek istendiğinde, “sağır ve işitme engelli” olarak adlandırılması daha bütüncül bir bakış açısı sağlayacaktır. Sağır Toplumun açısından bakıldığında ise odyolojik nedenle gözetilmeksizin bu toplumun kültürel özelliklerini taşıyan ve işitme kaybı olan bireyler, “Sağır” olarak adlandırılmaktadır.

Sağırların Adlandırılması

Sağır bireyler hem kamusal hem de toplumsal birçok şekilde adlandırılmaktadır. En çok görülen şu şekildedir: İşitme engelli, sağır, sessiz, dilsiz, sağır-dilsiz, sağır-aptal vb. 17. ve 18. yüzyıllarda, sağır bireylerin dilleri (organ) olmadığı için konuşamadıkları şekilde büyük bir toplumsal yanılgı mevcuttu. Bu nedenle sağır bireyler, dilsiz gibi sözcüklerle adlandırılmıştır. Sağırların aptal olarak adlandırılması ise Yunan filozof Aristoteles’e uzanmaktadır. Aristoteles’e göre düşünmek, ses ile bağlantılı şekilde olmakta ve bu yüzden sağır bireyler düşünememekte ve öğrenememektedir. Görüldüğü gibi eski zamanlarda, yanlış saptamalar yüzünden sağır bireylere farklı adlar verilmiştir. Sağır Toplumunu ise organ olarak dillerinin bulunduklarını ve işitemedikleri için konuşmada problem yaşadıklarını belirtmektedir. Bununla birlikte “dilsiz” ve “aptal” gibi aşağılayıcı adlandırılmaları kesinlikle kabul etmemektedir.

Sağırların Engelli Olarak Görülmesi

Sağırların “engelli” olarak görülüp görülmemesi çok tartışılan konulardan biridir. Bazı sağır bireyler, işitme kaybından ve işiten bireylere göre kimi fizyolojik engelleri bulunmasından dolayı kendilerini bir çeşit engelli olarak adlandırmaktadır. Buna karşın, Sağır Toplumu, yaygın olarak kendini engelli grubu içerisinde görmemekte ve engelli olarak adlandırılmayı kabul etmemektedir.
Bu görüşü kabul eden sağır bireylere göre, kendi fiziksel görünümünde (bedensel engelli bireyler gibi) bir farklılık bulunmamakta ve sağır bireyler tıpkı işiten bireyler gibi hayatını devam ettirmektedir. Bu nedenle, sağır bireylerin engelli olarak düşünülmemesi gerektiğini ve işiten bireylerden sadece işitme kaybı açısından farklılaştıklarını belirtmektedir.

bottom of page